Anasayfa>>Mezunlar Serbest Köşe  

Mezunlarımız için hazırladığımız Serbest Köşe sayfasında iletişim için elektronik grup adresleri ve web sayfaları linkleri ile birlikte mezunlarımızın görüşleri yer almaktadır.

İ.T.Ü. Gıda Mühendisliği Bölümünün mezunları ile iletişimini sağlamak amacıyla kurulan elektronik gruba üye olmak için itufdalumni-subscribe@yahoogroups.com adresine posta göndermeniz yeterlidir.  

Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesindeki lisansüstü programı öğrencilerimizin kurduğu elektronik gruba üye olmak için itufdgraduatestudents-subscribe@yahoogroups.com adresine posta göndermeniz yeterlidir.

Ayrıca http://www.itu-gida.com adresli, mezunların bilgi ve deneyim paylaşabilecekleri bir serbest web sayfası mevcuttur.
  
Mezunlarımızın Meslekleri ve Eğitimleri hakkında Görüşleri

“Gıda üreticilerinin birçoğu ile temas halinde olduğumuz için işim fazlasıyla doyurucu ve benim için iyi bir referans...”
Alin Bostan Canel, İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü 1994 Mezunu
Mc Donalds Restoranları A.Ş., Kalite Sağlama Uzmanı

 

Mc Donalds’da bir “satın alma ve kalite sağlama departmanı” var. Mc Donalds’ın satın aldığı bütün gıda ürünleri ve ambalajları dahil bu departman tarafından satın alınır. Ben bu departmanda kalite sağlama uzmanı olarak çalışıyorum. Yaptığım işlerin sonucunu kalite sağlama müdürüne rapor ediyorum. Bu, işin üretici ile ilgili olan bölümü. Üreticiyi, gıda güvenliği ve kalite açısından denetler, onay veririz. Yani ürünün kalite açısından da Mc Donalds kriterlerine uygunluğunu onaylarız. İşimizin bir de restoranlarla ilgili bölümü var. Restoranlarda ürünlerle ilgilenen kişiler vardır. Onlar üründe bir sorun olduğunda bize dönerler ve problemlerini aktarırlar. Üründe kalite açısından bir problem varsa o ürün tamamen çekilir ve üreticiye dönülür. Restoranlarda ayrıca gıda güvenliği denetimi yaparız. Bu denetimler “operasyon” adı altında ve müfettişler tarafından yapılır. Benden iki dönem sonra mezun olan İTÜ’lü bir arkadaşımız daha işe başladı. O bu müfettişleri yönlendirmek için onlarla birlikte bu operasyonlara katılacak ve denetimlere bir gıda mühendisi gözüyle bakacak. HACCP planı bizde üreticilerde olduğu gibi restoranlarda da uygulanır. Bu planın uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder, uygulamada aksamalar varsa üretici veya restoranda ilgili kişileri uyarırız. Sonuç olarak gıda güvenliği ve Mc Donalds sertifikasyonuna uygunluğunu üretici ve restoranlarda kontrol ederiz.

Yaptığım iş, mesleğim açısından fazlasıyla doyurucu. Çünkü çok çeşitli sektörlerle temas halindeyiz. Mc Donalds ürünlerinin % 95’i yerel ürünlerdir ve bunun içinde bütün temel gıda üreticileri vardır. Bizler, Mc Donalds kalite sağlamacıları olarak “general” elemanlarız. Burası benim için iyi bir referans ve iyi bir tecrübe. Çok aktif bir ortamda çalışıyoruz, sürekli hareket, sürekli seyahat. Yorucu olsa da zevkli.

“İTÜ’de bizi bilgi bombardımanına tuttular, sektöre geçince bunun ne kadar yararlı olduğunu gördüm...”

Pınar Günenç, İTÜ Gıda Mühendisliği 1995 Mezunu

Kalite Sistem Laboratuarları A.Ş., Hijyen Departman Şefi

 

İTÜ’den mezun olduktan sonra halen çalıştığım firmaya Hijyen Denetimcisi olarak girdim. İki yıl sonra bu departmanın yapılanması ile Departman Şefi oldum. İşimin yanı sıra, MBA master’ı yapıyorum. Departmanımız gıda üreticisi firmalara danışmanlık, denetim ve eğitim hizmetleri veriyor. Gıda sektöründe önde gelen fabrikalar, toplu yemek üreten kuruluşlar, marketler vb. ile çalışıyoruz. Firmalar bizden böyle bir talepte bulunabildiği gibi, biz de belli aralıklarla firmalara teklifler gönderiyoruz. İş başlangıcında firmalara gidip bir durum değerlendirmesi yapıyor, hazırladığımız uygulama projesini sistemlerinin içine katabilmeleri için nelere ihtiyaçları olduğunu belirliyor, bunların uygulanması için rehberlik hizmeti veriyoruz. Sorun personel eğitimi ise o eğitimi veriyoruz. Bu eğitim alt düzeydeki personelden, orta kademedeki yöneticiye, gerekiyorsa üst düzey yöneticiye de verilebiliyor.

Şirketimizin bu hizmetleri yerine getiren hijyen, eğitim, endüstriyel kimya gibi departmanları var. Hijyen departmanının danışmanlık kısmında bir de HACCP (Kritik Kontrol Noktalarında Risk Analizi) projesi var. 1997 yılında gıda kodeksi çıktı. Bu kodekste özellikle bir bölüm kritik kontrol noktalarındaki risk analizlerini tanımlıyor. Gıda üreten tüm yerlere belli süreler verilerek iki-üç veya dört yıl gibi bir sürede bu sistemi oturtmaları isteniyor. Tahminim bu yıldan itibaren HACCP tüm üretici firmalar için zorunlu kılınacak ve Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yetkilileri denetleyecekleri firmalardan bu sistemi sorgulayacaklar. Bu zorunluluk şu şekilde ortaya çıktı; Çanakkale bölgesindeki balık üreten firmaların birçoğu dışarıya önemli miktarlarda ihracat yapıyorlar. 1998 yılında yapılan ihracat ürünlerinde aşırı derecede mikrobiyal sorun çıktı. Ürün, ihracat yapılan ülkenin sınırlarından içeriye girmeden önce, gümrük kapılarında ilgili analizler yapılıyor. Bu analizler mikrobiyolojik olabilir, kimyasal olabilir. Analizler sonucunda limitlerin çok üstünde sağlığa zararlı diğerler çıktı. Bunun üzerine de Avrupa Birliği’nin Gıda ile ilgili birimi bahsettiğim kuruluşlara gelerek denetim yaptı ve ürün almamayı uygun gördüler. Arkasından da bahsettiğim kodeks çıkınca, açıkçası üretici firmalar paniğe kapıldılar ve sistemi uygulamaya başladılar. Çünkü AB’nin ilgili birimi, ancak bu sistem uygulanırsa ürün alabileceklerini, almayacaklarını belirttiler. 3-6 ay gibi kısa bir sürede oradaki fabrikalar bu sistemi oturtmaya başladılar. Arkasında da diğer tüm kuruluşlar bu sistemin önemini anladılar.

Biz firma olarak, gıda üretimi yapan kuruluşlara bu sistemi kuruyoruz. Dünyanın en ünlü meşrubat fabrikalarından birinin Türkiye şubesine de bu sistemi uyguladık. Okulda aldığım mühendislik derslerinin bu sistemi kurarken bana çok faydası oldu. Ayrıca okulda aldığım bilgileri mikrobiyoloji ağırlıklı olarak çalıştığım birime aktarıyorum.

Çalıştığımız firmalar bilinçli firmalar olduğu için sonuca çok çabuk ulaşıyoruz. Bir firmada, bizimle çalışmaya başlamadan önce ve başladıktan sonraki hijyen bilinci arasında çok fark var. Bence gıda üretim ve satışı ile ilgilenen kuruluşlar arasında iki gerçek var; bir, hijyeni fazla önemsemeyip ikinci plana atan, ben nasıl olsa kazanıyorum diyen patron zihniyetli firmalar; iki, bu işi profesyonel anlamda meslek olarak düşünüp ona göre davrananlar var. Yani amatörler ve profesyoneller.

Biz bu işe ilk başladığımız zaman muhatap gıda mühendisi bulamıyorduk.  Kalite kontrol ya da kalite departmanları da yoktu. Zamanla bunlar oluştu. Arkasından gıda mühendisleri işe alınmaya başlandı. Karşımızda aynı dili konuşan kişiler olunca işler daha kolaylaştı.

Türkiye’de artık tüketici bilinci yerleşiyor. Marketlerde dikkat ediyorum; bir-iki sene öncesine kadar, insanlar ürünü alıp, bakıp yerine veya sepete koyarlardı, şimdi bir ürünün markası nedir, buna bakıyorlar, yani bu kavramlara alışmaya başladılar.

Okula ilk girdiğim zaman herkes bana “Aşçı mı olacaksın?” diyordu, kafalarda soru işaretleri vardı. Ben şanslıyım, beni kısa zamanda geliştiren bir işe başladım. Belki bir fabrikada olsam bu kadar çok şey öğrenemezdim, çünkü çok farklı sektörlere hizmet verdiğimiz için o sektörler hakkında çok şey öğreniyoruz ve okuldan öğrendiğimiz bilgilerin üzerine yeni bilgi ekleyebiliyoruz. Okulda ancak dört yıl gidi kısa bir sürede işin ancak ABC’sini verebiliyorlar, detaylara giremiyorlar. Mühendisliğin de çok geliştiğinin farkındayım. En basitinden çevremizdeki gıda mühendisleri artmaya başladı. Gazetelerde gıda mühendisi arayan firmaların artması, mesleğin revaçta olduğunu gösteriyor. Nitekim talep artınca üniversite giriş puanları da yükseldi. Sektör yetişmiş personele de açık . Ben istediğim bir konuda kendimi geliştirmek için öncelikle sektörde çalışmayı tercih ettim. Şu anda orta kademe yönetici olduğum için MBA master’ı yapıyorum. Ama gıda master’ı yapmak için okula dönebilirim. Çalıştığım firmada ilk eleman olduğum için de çok şanslıyım, çünkü yöneticilerim tecrübelerini yoğun bir şekilde bana aktardılar. Şu an şirketimin hijyen departmanı her bakımdan önde gidiyor. Dolayısıyla emekleme durumundan koşmaya başladık. Bu başarıda takım çalışmasının çok önemli rolü var. Takım ruhunu departman içinde sağlayamazsanız başarılı olamazsınız.

Biz, işimiz gereği sürekli eleştirdiğimiz, yukarıdan baktığımız için denetlediklerimiz açısından bizim adımız “kötü adam”dır. Bizi, gittiğimiz yerlerde denetlenenler sevmez de onların müdürleri üst yöneticileri sever. Dolayısıyla denetlenenler sürekli olarak bizim hatamızı ararlar. En büyük zorluğumuz bu. İşimiz %99’un üzerinde doğrulukla çalışmayı zorunlu kılıyor. Bu nedenle kendi içimizde mükemmel yetiştiriliyoruz. Benim bir diğer şansım İTÜ’den mezun olmam. İTÜ mezunuyum dediğim zaman tüm kapılar açılıyor. Bu sektörde de diğerlerin de olduğu gibi; ODTÜ, İTÜ, Hacettepe, Ege farkı var. Aranan gıda mühendisleri genellikle bu üniversitelerden. Bunların içinde İTÜ Gıda Mühendisliği en yeni bölüm olmasına rağmen çok büyük yol kat etti. İTÜ’lü gıda mühendislerinin sektördeki başarılarında hocalarımızın verdiği eğitimin payı çok büyük. Bize ABC’yi, çok fazla verdiler, bombardımana tuttular. O zaman bu bilgileri nerede, ne zaman kullanacağız diyorduk. Ama sektöre girdiğimiz zaman bunların ne kadar işe yaradığını anladım.

İnsanlara bir şeyler öğretmek için önce sizin bir şeyler bilmeniz gerekiyor, bildiklerinize yeni bilgiler eklemeniz gerekiyor, aksi halde başarılı olamazsınız. Benim genel müdürüm de İTÜ Kimya Fakültesi’nden mezun. İş hayatında başarılı olmamda onun büyük payı var. İTÜ’de disiplin veriliyor, iş ahlakı veriliyor, başarılı olmamanız mümkün değil. Sektördeki yönetici de bakıyor elemanda bir zemin var, ben onun üzerine neler inşa edebilirim diye düşünüyor ve tercih ediyor.

“Yeni yasa ile birlikte Türkiye’de gıda mühendisliğinin önemi anlaşıldı...”

Tunç Boztunç, İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü 1997 Mezunu
MetroGrosmarket A.Ş., Süt Ürünleri Satın Alma Asistanı

 İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nden ikincilikle mezun oldum. Aynı bölümde yüksek lisansımı tamamladım. Özel sektör daha cazip ve iş olanakları da fazla olduğu için tercih ettim. Metro Grosmarket A.Ş.’de Süt Ürünleri Satın Alma Asistanı Olarak görev yapıyorum. Kuruluşumuzda her bölüm ve sorumlusu farklı. Süt Ürünleri Bölümü Müdürü ile birlikte bütün Metro Grosmarketler’in süt ürünlerinin satın alma şartlarını oluşturuyoruz. Bu şartlar; değişik üretici firmalarla sözkonusu ürünün satın alma şartlarını, indirimleri, aksiyonları ve yapılabilecek promosyonları kapsıyor. Ben gıda mühendisi olarak üretime girip çalışmayı öğrenci iken de düşünmüyordum. Daha çok şu anda bulunduğum konumdaki gibi bir iş düşünüyordum, yani işletmeye dönük bir iş. Burada doğrudan gıda mühendisliği yapmıyorum ama, mesleğim gereği süt ile ilgili analiz raporlarını inceliyorum, kurum içinde Personelin hijyen eğitimi ile ilgileniyorum. Bir firma ile çalışmadan önce orada üretilen ürünün analiz raporlarını istiyor ve inceliyoruz. Zaman zaman da çalıştığımız firmaları denetim anlamında ziyaret ediyoruz. Ben bu ziyaretlerde firmayı hijyen açısından inceliyor, eksikler varsa uyarıyorum, şartlarımıza uymayan durumlarla karşılaştığımızda o firma ile işbirliğimizi kesiyoruz. Bunların dışında tamamen işletmeye yönelik işler yapıyoruz. Türkiye’de gıda mühendisliğinin önemi yeni gıda mevzuatı ile birlikte daha iyi anlaşılmaya başlandığından, ben bu mesleğin geleceğini parlak görüyorum. Artık gıda kuruluşları bünyelerinde gıda mühendisi çalıştırmak zorunda. Bu nedenle sektörde gıda mühendislerine yönelme başladı. Şu anda birçok firma özellikle süt firmaları çok sayıda gıda mühendisi arıyor. Gıda mühendisliğinin ne olduğunu belki birçok üretici firma yakın zamana kadar bilmiyordu ama mevzuatın getirdiği yasal zorunlulukla, özellikle gıda mühendisinin ne iş yaptığı da öğrenilince bu mesleğin önü açıldı. Bundan sonra iş imkanının fazla olacağını düşünüyorum. Ücret açısından sektöre baktığımızda gıda mühendislerine verilen ücretlerin tatminkar olmadığını duyuyoruz ama, mesleğe duyulan ihtiyaç bu durumu düzelteceğe benziyor.

“Bir formülden yola çıkarak gıda üretmek zor değil, zor ve yorucu olan insanlarla ilişkiler...”

B. Murat Mutlu, İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü 1998 Mezunu

Kurtsan İlaçları A.Ş., Ürün Sorumlusu

 

Kurtsan İlaçları A.Ş. bünyesinde 1980 yılında kurulan Otacı’nın bir markası olan diyet life ürünleri Brunch’ın ürün sorumlusu olarak çalışıyorum, aynı zamanda İTÜ’de yüksek lisans yapıyorum. Ürün sorumlusu, bir ürünü üretim aşamasından pazarlama aşamasına kadar takip eden, bölümler arasında bağlantıyı kuran, yönlendiren kişidir. Ürün geliştirmenin adı bir projedir zaten. Bu projenin sorumlusu ise ürün sorumlusudur.

Diyet life ürünleri Brunch, Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde tescil edilmiş bir marka ve çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor. Ürün sorumlusu olarak, yeni çıkacak bir ürünün ilgili bakanlık ve kuruluşlardan izinlerinin alınması, ambalajdan pazarlamaya kadar tüm aşamaların kontrolü, şirket içinde onayının alınması, vb. sorumluluğumun bir parçası. Üretim aşamasında, laboratuardaki ürün geliştirme çalışmalarının yönlendirilmesi, üretim ölçeğinde denemelerin yapılması, çıkan sonuçların test edilmesine varıncaya kadar her aşama komplike bir şekilde ilerlemek zorundadır. Üretim akışından tabii ki üretim müdürü sorumludur. Ama yine de bir ürün sorumlusu, ürünün üretim planlamasını yapmak, pazarlama bölümü ile üretim şefleri arasında bağ kurmak zorundadır. Ürünün satış grafiklerinin izlenmesi, yabancı müşterilere ve Türkiye’de müşterilere tanıtımları, seminerler, basında çıkan yazıların takibi, reklam ve tanıtım etkinlikleri, pazarlama ve satış teknikleri toplantıları, satış elemanlarının sorunları, tüketici şikayetleri de ürün sorumlusunun görevleri arasındadır.

Yeni bir ürün çıkarılacak ise, patron elimize formül vermez. Diyelim ki, diyabetik çikolata üretimi istendi. Diyabetik çikolatanın formülünü oluşturarak yöneticinin onayına sunar ve üretime geçeriz. Yeni bir katkı maddesi veya yeni bir madde katıldığında üretim bundan etkilenir, standart şekilde üretemez. Yeni katkı maddesini siz bilirsiniz, çünkü sizin isteğiniz ile katılmıştır, üretim şefi bilemez. Onun özelliği nedir, nasıl üretilmesi gerekiri katkı oranlarının ne olması gerekir, belki üretim anında soğuk hava gereklidir veya yeni bir makine alınması gereklidir. Formül oturuncaya kadar ürün denemelerini tadarız, üretim birimine iner durumu kontrol ederiz, sorunları tespit ederiz. Ürün sorumlusu, aynı zamanda bir yönetici asistanıdır. Üretim aşamasında yeni bir tesis yeni bir makine gerekiyor ise, yeni gelişmelerle ilgili fuarları takip ederiz. Yurtdışındaki gelişmeleri izleriz ve raporumuzu yöneticiye sunarız. Kurtsan, Türkiye’de ilaca patent alan ilk firma ve diyet ürünleri konusunda hayli iddialı. Diyet ürünleri, yüksek lif içeriği olan, Türkiye’de benzeri olmayan, patent başvuruları yapılmış ürünler ve rakibimiz yok. Çünkü ürünlerimizde yağ, tuz, şeker yok, alışılagelmiş fırınlama tekniklerini kullanmıyoruz. Size gıda mühendisi olarak övünerek söyleyebilirim, normalde bütün gıda mühendisleri bilirler ki; fırınlanmış bir gıda, katkı maddeleri içermeden maya, tuz, şeker içermeden, kabartıcı madde kullanılmadan üretilemez. Bizim ürünlerimizde kepek ekmeğinin belki yerine göre 10 katı kepek var ama, bununla birlikte herhangi bir kepek ekmeğinde olan yağ, tuz, şeker yok, ayrıca diabetik çikolatayı üreten ilk firmayız.

Birçok ilke imza atan köklü bir kuruluşta çalışıyor olmak, birçok üründe rakipsiz olmak bizim sorumluluğumuzu artırıyor ve daha titiz olmamız gerekiyor. İşim çok yoğun olsa da ben Otacı’ da ve sorumluluklar altında çalışmakla kendimi şanslı görüyorum, çünkü birçok şeyi öğrenme fırsatım oluyor. Üretim birimlerinde çalışan gıda mühendisi arkadaşlarım var. Onlar, firmanın diğer bölümlerinde ne olup bittiğini öğrenemiyorlar. Yönetim birimine, genel müdürlere yakın olduğunuz zaman işin tüm aşamalarını görüyor, onların bakış açısından bakma şansına sahip oluyorsunuz. Bu bir avantaj. Ben gıda mühendislerinin işin bu aşamasında çalışmasını tavsiye ediyorum. Gıda mühendisi tabii ki her bölüme ve üretim bölümüne de lazım.

Ben, bilhassa İTÜ’den mezun gıda mühendislerinin kendilerini kısa zamanda kanıtlayabileceklerini düşünüyorum. Çünkü her şey akıl ve zeka işi. Piyasada mühendisler için genellikle şöyle düşünülüyor; “mühendis sadece işin teknik yönünden anlar.” Oysa ürün sorumlusu bir mühendis hem pazarlamadan hem şirket içi ilişkilerden anlamalıdır. Şirket yaşamın bir parçası. Ürün sorumlusu olmak, bir gıda mühendisi için çok önemli, bu sorumluluğu tam hakkı ile yapıyorsa. Şirket çok profesyonel olmayabilir ama en azından işin konseptini, olayın boyutlarını öğrenebiliyorlar. Çünkü rakip firmalar var. Onlar ne yapıyorlar, nasıl bir mücadele vermek gerekir? Yani düşünen pozisyonda olmak her zaman avantajlı. Tüm bu işleri Hacettepe Gıda Mühendisliği’nden mezun bir arkadaşla yürütüyoruz. Ayrıca şirketin yan kuruluşlarından biri olan yurtdışı gıda maddelerinin Türkiye’deki temsilciliğini yapan Kurmed’de de görevlerim bulunuyor. Firma dünyada şekerden üretilen tek hacim verici tatlandırıcı olan isomaltın temsilciliğini yapıyor. Bu ürünün Türkiye’de tanıtımını yapmak, müşteriler ve satış ilişkilerini takip etmek, yurtdışı ile temasları da sorumluluklarım arasında bulunuyor.

İTÜ mezunu olmam benim için her zaman çok büyük bir avantaj. İTÜ mezunu olmamız kendimizi ispat etmemizden de kaynaklanıyor. Görüşlerimiz, olaylara karşı yorumlarımız, nasıl bir önlem almamız gerektiğini okulda öğretmiyorlar ama iş hayatı esasında bu. Yoksa belli bir formülle üretim yapmak veya mevcut bir sistemle sürekli aynı işi yapmak o kadar zor değil. İşin esas zor ve yorucu olan yanı insanlarla ilişkiler. Yöneticilerin stratejik planları çok önemli. Onlar, hangi ürün gelecek vaad ediyor, hangi ürüne ağırlık vermek gerekir, onu düşünüyorlar. Biz de bu stratejileri öğreniyoruz. İTÜ’den mezun olduğum için teknik konuda tabii ki bilgiliyim. Ama ben şunu da çok iyi öğrendim; önemli olan çok şey bilmek değil, çok şeye ulaşabilme kabiliyeti. Biz okulda genel bilimsel bir bilgi sahibi oluruz, ayrıntıları işyerinde öğreniriz.